ölüm yaşamaktan dahamı güzel????
yaşamak acı cekmekmıdır 
olursem acı cekmem dimi !
o saman olum acısı dahamı guzel ?
ne gusel seydır olum
aglama belkıde ııı bır olum
keske hiç gitmeseydım ıstanbula
adam olmak ıcın hıc gıtmeseydım
senı bu kadar usmeseydım
dusunkı savrulmusum ates ıken, kül olmusum
usakta bır yerlerde
sehıt olmusum ve sımdı yanıyorum
elını tutamadan oluyorum
goslerım doluyor
goslerım kanıyor
ben erken oluyorum
ellerın cennet kokuyor
ben oluyorum bır tanem
aglama
sevgiliye mektup
dünlerimde kalan sevgiliye...
her zaman ki ayrılıklarımızdan biri sanmıştım...ayrılığımızn saati dolmadan arardın hemen barışırdık
bizim sevgimiz herkezinkinden büyüktü... biz hiç ayrı kalamazdık ki...
sen her ne olursa olsun benden vazgeçmeyecektin...sen derdin bunları unuttunmu şimdi
suskunluğun arkasına saklanıpta gitmek kolaymı söyle!
yaşanılanları yaşanmamış sayıpta unutmak kolaymı söyle!
daha ayrılığımızın ikinci ayı dolmadan gidip başkasının olman
ve ömür boyu onun olucağını bilmem cok acı
nasıl unutucam nasıl görmezden gelicem bu yaptıklarını.
ayrılmayacağız sanarken,bir gün arayacaksın yine eskisi gibi barısıcaz diye beklerken
gidipte başkasının oldun evlendin sen...
birtürlü kabullenemedim evlendiğin gerçegini kendime söyleyemedim
benden vazgeçemezdin,beni birakamazdın, bırakmazdın
çünkü ben senin herşeyindim,biz bir bütündük
senin bana ihtiyacın vardı benimde sana
biz ayrılamazdık...
bekledim yalandır dedim
evlenmemiştir beni kandırıyordur dedim
ben onu üzdüm oda beni üzmek için diyordur dedim
bekledim ben bekledim sen gelmedin
gelipte ben seni bırakırmıyım sevgilim demedn
evlenmediğini söylemedin
dayanamayıp aradım telefonlarıma çıkmadın
mesaj gönderdim ara konuşmamız lazım sana ihtiyacım var dedim
ama sen aramadın
aradan saatler gecti ve sendn mesaj geldi
mesajında: sen kimsin ya tanımadığım kişilerle işim olmaz ne konusucam senınle
arama beni bidaha tamam mı BEN ARTIK EVLİYİM...
yıkıldım o an
geçen iki bucuk seneme acıdım,senın için kırıdığıım kalplere yandım
yalan degil ağladımda senin gibi birini sevdiğime
yüreksiz zavallı biri için ailemi karşıma aldığıma ağladım...
sevmedin mi beni
yalanmıydı herşey
ikibucuk senede sadece zamanmı geçirdik
neden sevdiğim neden
neden bu ayrılık
bu sebepsiz suskun gidişin neden
tam iki bucuk sene geçti birlikte
ne hayallerimiz ne umutlarımız vardı
gelicek için neler planlamıştık
geceler su gibi gecerdi hayallere dalınca
sabah ezanı okunurdu dualar ederdik hiç ayrılmamayı dilerdik
bu aşk bu sevgi hiç bitmesin diye allah'a el acar dualar ederdik
bu güzel bu mutlu günleri nasıl sildinde elin oldun söyle!
bazen ağlardım ortada hiç birşey yokken
neden ağlıyorsun derdin vericek cevap bulamazdım
diyemezdim ki
birgün gidiceğinden,seni sevmiyorum artık diyeceğinden korktuğumu
şimdide ağlıyorum ama gidebiliceğinden korktuğumdan degil
yüreksizliğine zavallılığına ağlıyorum
bu sessiz gidişine degilde suskunluguna acıyorum
evet sevdim senı hemde delice
seni sevdiğim için simdi kendimede acıyorum...
söye şimdi neye yanayım
neyin yasını tutayım.
içim yanıyor ama neden yandığın bilmiyorum
neyin yaktıgın anlayamıyorum
içimi yakan senmiydin aşkınmı
yoksa bu sebepsiz sessiz gidişinmi
hiç birşey bilmiyorum
gidişinle herşey anlamını yitirdi
aklım hiç birşeyi almıyor artık
sensizim ya boşum mutsuzum
bu gidişin yıktı beni cok yordu
biliyorum unutmaktan baska cağre yok
iki kişi yasadı bu ilişkiyi
sen ve ben
sen nasıl unuttuysan
gidipte elin olduysan beni düşünmeden
gidipte evlendiysen
bende unutmalıyım seni
unutmalıyım herşeyini...
sensiz kaldım çagresizim mutsuzum
yoksun ya
hiç bir zaman olmayacaksın ya yanımda
ne yapıcam ben nasıl yaşıyacağım
her güne sensiz başlayıp
o günü sensiz nasıl bitiricem
buna nsl dayanıcam bilmiyorum.
her ne olursa olsun senden vazgeçmem derdin
bende gülerdim inanırdım ama inanmak istemezdim
hep yanımda olmanı istesemde ömrümün sonuna kadar,
gidebilme ihtimalinle adımlar attım
hep yanımda olabiliceğini düşünerek degilde bir gün sessizce
gidebiliceğini düşünerek sevdim
ve gör şimdi
sen her ne kadar senden vazgecmem demiş olsanda
bak simdi başkasınn kolarındasın...
sensizlik çöktü üzerime
yokluğun vurdu yüreğime
hasretin işledi tüm bedenime
ama sen hala yoksun...
gidişine hiç bir anlam veremesemde kızmıyorum sana
biliyorum seviyor olsanda gitmek zorundasın
cünkü biizim sonumuz yoktu
birgün bu ilişkinin bitecegi belliydi zaten
mutlu ol bensiz hayatında
bu arada eşinde yeşil gözlüymüş
bana yosun gözlüm derdin onada deme sakın
senin bir tane yosun gözlün vardı oda bendim
benden başkasına deme
beni unutsan bile bakmalara doyamadığın gözlerimi unutma
hoşçakal dünlerimde kalan adam
hoşçakal hasretim, hoşçakal yarım kalmışlığım hoşçakal
Eskilerden Bir Not
Geçen gün elime eskilerden bir kağıt geçti. Üstünde aynen şöyle yazıyor:
-Bu gün bana bir şeyler yazsan olur mu? Canım çok sıkkın! Durumları biliyorsun. Şöyle kafamı dağıtacak şeyler olsa iyi olur... Ok canım, bekliyorum...
Bunu gönderen kişi o zamanlar benden bir ön sırada oturuyordu ve hayatımın bütün ön sıralarında yine ya kendisi, yada gözleri bulunuyordu... Malum yatılı okul ortamı (Bilenler bilir); yan yana gelmek, görüşmek veya en basiti bakışmak bile kabul gören hareketler değildir. Anında yargılanır, anında infaz edilirsiniz... Hal böyle olunca çareyi kağıtlara sığınmakta bulmuştuk. Şimdilerde olduğu gibi, o zamanlarda anlamlı şeylere temas eden bi kaleme sahip değildim. Oradan buradan duyduğum cümleleri yüreğimde birleştirip, süslemekle yetinen ezberci bir adamın saçmalıkları vardı. Neyse! Elime ulaşan kağıdı okuduktan sonra nasıl bir heyecan kaplamışsa içimi, aklımın bir köşesinde çırpınan, üstadımın hatırlayacağınız şu cümlelerini aşkıma uyarlayarak cevap veriyorum:
-Sen yaz dersinde ben yazmazmıyım! Al sana kelimelerimde aradığın huzur:
''Fikirde, sanatta, buluşta, tutuşta, dağıtışta, toplayışta, yaşayışta, yaşatışta, anlayışta, anlatışta... Velhasıl yaşanmaya değer hayat ölçülerini billurlaştırma işinde, dünyanın en büyük adamı olmak isterdim. Kendim için değil inan; sırf, seni biraz daha sevebilmek, Biraz daha fazla mutlu edebilmek, Ve daha fazla güldüğünü görebilmek için...''
Tabi zaman geçecek; o cümleleri silerken hatıralarımdan, yerine ''Bırak yakamı!'' gibi iki kelimeden kurulu aşağılık bir cümleyi yerleştirecek... Ve bir zamanlar, varlığında boğulduğum bir hayali yalan bilecek kadar aptalca şeyler yaşayacaktım, ki yaşadım!
Bu gün o kağıdı buruşturup atarken, daha çöp tenekesinin tabanına kavuşmadan, aklımda güneş kadar belirginleşen bir soru! Aklımın anlam köşesine göre komik olsada, bu yazıyı yazmama vesile olan sorudan bahsediyorum size! Hani olmadık zamanlarda, oluşması nedensiz, cevaplaması anlamsız sorular vardır ya; işte o sorulardan biri daha...: ''Şimdi yanımda olsaydı, veya okuyacağını bilseydim ne yazmak isterdim?'' Evet yanımda olsa ne yazmak isterdim? Derken kalemi kağıdı elime alıyor ve yazıyorum:
-Seni sevdiğimi söylediğime inanmasaydın keşke, meğer ben seni hiç sevmemişim hasretini tatmadan önce... |